Abdullah b. Kâsım rivayet eder: "Ebu Abdullah (Câfer Sâdık Aleyhisselam) buyurdu ki:
"Allah bir kuluna hayır diledi mi, onu dünya ile ilgili olarak zühd sahibi kılar, dinde derin kavrayış sahibi olmasını sağlar ve ona kusurlarını gösterir. Kime bu özellikler verilmişse, ona dünya ve ahiret hayrı verilmiş demektir."
(İmam) devamla şöyle dedi: "Hiç kimse dünyaya karşı zühd sahibi olmaktan daha hayırlı bir kapıdan hakkı talep etmiş değildir. Bu hak düşmanlarının talep ettikleri yolun zıddıdır.
-Râvi- Dedim ki: "Canım sana feda olsun, onlar ne talep etmektedirler?"
Buyurdu ki: "Dünyayı arzu etmektedirler."
Ve yine şöyle buyurdu: "Çok sabreden değerli bir insan yok mu? Şu dünya hayatı birkaç günlük bir süredir. Haberiniz olsun, dünyaya karşı zühd yolunu tutmadıkça imanın tadına varmanız mümkün değildir."
Ravi der: Ebu Abdullah (Câfer Sâdık Aleyhisselam)'ın şöyle dediğini duydum:
"Mü'min dünyadan uzaklaşınca yücelir ve Allah sevgisinin tadına varır. Dünya ehlinin nazarında o deli gibi görünür. Oysa dünya sevgisinin tadı insanları deli etmiştir. Dolayısıyla onun dışındaki bir şeyle uğraşmazlar."
Yine şöyle dediğini duydum: "Kalp tamamen berraklaşınca, yücelinceye dek yeryüzü ona dar gelir."
İbn-i Bukeyr rivayet eder: "Ebu Abdullah (Câfer Sâdık Aleyhisselam) buyurdu ki:
"Resulûllah (sallallahu aleyhi ve alihi) şöyle buyurdu: Dünyayı istemenin bir şekli vardır ki; bu ahirete zarar verir. Ahireti istemenin bir şekli de vardır ki bu da dünyaya zarar verir. Hiç şüphesiz dünyanın zarar görmesi ahiretin zarar görmesinden daha iyidir."
Ebu Bâsir rivayet eder: "Ebu Zer (Allah ondan râzı olsun) bir konuşmasında şöyle demiştir:
"Ey ilim arayan kimse! Dünyada hiçbir şey yoktur ki, iyisi faydalı ve kötüsü de -Allah'ın merhamet ettiği kimseler hariç- zararlı olmasın.
Ey ilim arayan kimse! Aile ve mal seni nefsinle (kendinle) ilgilenmekten alıkoymasın. Sen onlardan ayrıldığın gün, aralarında bir gece kalmış sonra sabah olunca onlardan ayrılıp başka tarafa gitmiş bir misafir gibisin.
Dünya ve ahiret, birinden diğerine taşındığın iki menzil gibidir. Ölüm ile diriliş arasındaki süre bir uyku gibidir. Uyursun, sonra uyanırsın.
Ey ilim arayan kimse! Allah Azze ve Celle katındaki makamın için önceden hazırlık yap, sâlih ameller gönder. Çünkü sen amelinin karşılığını alacaksın. Ne ekersen onu biçersin, ey ilim arayan kimse!"
Hasan b. Raşid rivayet eder: "Ebu Abdullah (Câfer Sâdık Aleyhisselam) buyurdu ki:
"Resulûllah (sallallahu aleyhi ve alihi) şöyle buyurdu: Benim dünya ile bir işim yok. Benimle dünyanın örneği, bir devenin sırtında yolculuk yapan kimsenin örneğidir. Sıcak bir günde bir ağacın dibinde oturur, öğle uykusunu yatıp dinlendikten sonra onu terk edip gider."
Yahya b. Ukbe el-Ezdî rivayet eder: "Ebu Abdullah (Câfer Sâdık Aleyhisselam) buyurdu ki:
"Ebu Câfer (Muhammed Bâkır Aleyhisselam) şöyle buyurdu: Dünyaya ihtirasla sarılan kimse ipek böceğine benzer. Etrafındaki kozayı ördükçe ondan çıkması daha da zorlaşır, sonunda kahrından ölür."
Ravi der ki: Ebu Abdullah (Câfer Sâdık Aleyhisselam) şöyle dedi: "Lokmanın oğluna verdiği öğütlerden biri de şuydu:
Yavrucuğum! İnsanlar senden önce çocukları için mal biriktirdiler. Ne biriktirdikleri mal kaldı, ne de kendileri için mal biriktirdikleri evlatları.
Sen ücretle tutulmuş bir kölesin. Sana bir iş emredilmiş ve bu işe karşılık da sana bir ücret verileceği vaad edilmiştir. O halde, işini eksiksiz yerine getir ki, ücretini eksiksiz alasın.
Bu dünyada yemyeşil bir tarlaya giren ve iyice semizleşinceye kadar yiyen, üstelik semizleştiği zaman da ölecek olan bir koyun gibi olma.
Dünyayı bir ırmağın üzerinde kurulu bir köprü gibi gör. Onun üzerinden geç ve öylece bırakıp git. Bir daha da dönüp ona bakma. Onu yık, sakın imar etme. Çünkü onu imar etmen sana emredilmemiştir." (Prof. Dr. Haydar Baş İmam Cafer eserinden)